Uzman Psikolog Sevde Boyçay
İletişim Bilgileri

İlişkide Aşırı Fedakarlık Neden Olur ?

İlişkide Aşırı Fedakarlık Neden Olur ?

İlişkide Aşırı Fedakarlık Neden Olur ?

İlişkide Aşırı Fedakârlık Neden Olur? | Uzman Psikolog Sevde Boyçay

İlişkide Aşırı Fedakârlık Neden Olur?

Birçok insan, sevdiği kişi için zaman zaman fedakârlık yapmanın ilişkinin doğal bir parçası olduğunu düşünür. Gerçekten de sağlıklı ilişkilerde karşılıklı anlayış, destek olmak ve gerektiğinde özveride bulunmak ilişkinin güçlenmesine katkı sağlayabilir. Ancak bazı ilişkilerde fedakârlık tek taraflı hâle gelir. Kişi sürekli anlayış gösteren, sürekli alttan alan, kendi ihtiyaçlarını erteleyen ve "önce o mutlu olsun" diye düşünen taraf olur. Zamanla ise yorgunluk, kırgınlık ve değersizlik hisleri ortaya çıkmaya başlar.

Eğer siz de sık sık "Neden hep ben fedakârlık yapıyorum?", "Hayır diyemiyorum." veya "Kendimi sürekli ikinci plana atıyorum." diye düşünüyorsanız, bu durum yalnızca ilişkinizin dinamiğiyle değil, geçmiş yaşam deneyimleriniz ve psikolojik örüntülerinizle de ilişkili olabilir.

Toplumda fedakârlık çoğu zaman olumlu bir özellik olarak görülür. Elbette sevdiğimiz insanlar için özveride bulunmak değerlidir. Ancak kişinin kendi sınırlarını sürekli ihmal etmesi, ihtiyaçlarını yok sayması ve yalnızca karşı tarafın mutluluğuna odaklanması sağlıklı bir fedakârlıktan farklıdır. Aşırı fedakârlık, zaman içinde hem kişinin ruh sağlığını hem de ilişkinin dengesini olumsuz etkileyebilir.

Uzman Psikolog Sevde Boyçay'a göre ilişkilerde aşırı fedakârlık çoğu zaman yalnızca iyi niyetle açıklanamaz. Çocukluk döneminde öğrenilen ilişki kalıpları, bağlanma biçimleri, öz değer algısı ve geçmiş yaşantılar, kişinin sürekli veren taraf olmasına zemin hazırlayabilir. Bu nedenle sorulması gereken soru yalnızca "Neden bu kadar fedakârım?" değil; "Fedakârlık yapmadığımda ne hissediyorum?" olmalıdır.

Fedakârlık ile Kendini İhmal Etmek Aynı Şey Değildir

Sağlıklı ilişkilerde zaman zaman taraflardan biri diğerine destek olabilir, bazı konularda geri adım atabilir veya onun ihtiyaçlarını önceliklendirebilir. Bu karşılıklı olduğunda ve kişinin kendi sınırlarını ihlal etmediğinde ilişkinin doğal bir parçasıdır.

Ancak kişi sürekli olarak kendi isteklerinden vazgeçiyor, karşı taraf üzülmesin diye kendi duygularını bastırıyor, hayır diyemiyor veya yalnızca partnerini mutlu etmeye çalışıyorsa artık sağlıklı fedakârlıktan söz etmek zorlaşır.

Sağlıklı fedakârlık geçicidir ve karşılıklıdır. Aşırı fedakârlık ise süreklidir ve çoğu zaman tek taraflıdır.

İlişkide Aşırı Fedakârlığın Belirtileri Nelerdir?

Her bireyin ilişki tarzı farklıdır. Ancak aşağıdaki davranışlar sürekli hâle geldiyse aşırı fedakârlık örüntüsüne işaret edebilir:

  • Kendi ihtiyaçlarını sürekli ertelemek.
  • Hayır demekte zorlanmak.
  • Karşı taraf üzülmesin diye isteklerinden vazgeçmek.
  • Sürekli alttan alan taraf olmak.
  • Partnerin sorunlarını kendi sorumluluğu gibi görmek.
  • Kendi mutluluğunu ilişkinin devamına bağlamak.
  • Yorgun olmasına rağmen sürekli destek vermeye çalışmak.
  • Karşılık beklemediğini söylemesine rağmen zamanla kırgınlık hissetmek.
  • İlişkiyi kaybetmemek için sınır koyamamak.
  • Kendisini suçlu hissetmemek için sürekli fedakârlık yapmak.

Bu davranışlar tek başına bir sorun anlamına gelmeyebilir. Ancak kişinin yaşam kalitesini düşürüyor, tükenmişlik hissine yol açıyor ve ilişkide dengesizlik oluşturuyorsa üzerinde durulması gereken bir örüntü olabilir.

Neden Sürekli Veren Taraf Oluyorum?

Bu sorunun tek bir cevabı yoktur. Bazı kişiler çocukluk döneminde sevgiyi ancak uslu olduklarında, başarılı olduklarında veya başkalarının ihtiyaçlarını karşıladıklarında alabildiklerini öğrenmiş olabilirler.

Zamanla şu düşünceler gelişebilir:

  • "Sevilmek için fedakârlık yapmalıyım."
  • "Hayır dersem insanlar beni sevmez."
  • "Önce başkaları mutlu olmalı."
  • "Kendi ihtiyaçlarım önemli değil."
  • "Beni değerli yapan şey başkalarına yardım etmem."

Bu düşünceler bilinçli olarak seçilmez. Çoğu zaman çocukluk döneminde öğrenilen ilişki biçimlerinin doğal bir sonucu olarak gelişebilir.

Çocukluk Yaşantıları Aşırı Fedakârlığı Nasıl Etkiler?

İlk ilişkilerimizi ailemizle kurarız. Anne, baba veya bakım veren kişilerle yaşadığımız deneyimler; sevgiye, değere ve ilişkilere dair geliştirdiğimiz temel inançları şekillendirir.

Örneğin çocukluk döneminde;

  • Duygularını ifade ettiğinde eleştirilen,
  • Sürekli kardeşlerinden sorumlu tutulan,
  • Anne veya babasının duygusal yükünü taşımak zorunda kalan,
  • İhtiyaçları ikinci planda bırakılan,
  • Koşullu sevgi gören

çocuklar, yetişkinlikte de başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koymayı öğrenmiş olabilirler.

Bu durum zamanla kişinin doğal ilişki kurma biçimi hâline gelebilir. Kendi isteklerini dile getirmek bencilce, sınır koymak ise suçluluk verici gibi hissedilebilir.

Bağlanma Stilleri ile İlişkisi

Bağlanma kuramı açısından bakıldığında özellikle kaygılı bağlanma örüntüsüne sahip bireylerde aşırı fedakârlık daha sık görülebilir.

Bu kişiler ilişkiyi kaybetmekten korktukları için karşı tarafın ihtiyaçlarını sürekli önceliklendirebilirler. Partnerlerinin sevgisini kaybetmemek adına kendi isteklerinden vazgeçebilir, sınır koymakta zorlanabilir ve sürekli onay arayabilirler.

Fedakârlık zamanla sevgi göstermekten çok, ilişkiyi koruma stratejisine dönüşebilir.

Şema Terapi Açısından İlişkide Aşırı Fedakârlık

Şema Terapi yaklaşımına göre, çocukluk döneminde karşılanmayan temel duygusal ihtiyaçlar sonucunda bazı erken dönem uyumsuz şemalar gelişebilir. Bu şemalar, kişinin kendisiyle ve diğer insanlarla kurduğu ilişkiyi yetişkinlik döneminde de etkileyebilir.

İlişkilerde aşırı fedakârlık gösteren kişilerde özellikle şu şemalar daha sık görülebilir:

  • Kendini Feda Etme Şeması: Kişi sürekli başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koyar.
  • Boyun Eğicilik Şeması: Tartışma yaşamamak veya reddedilmemek için kendi isteklerinden vazgeçebilir.
  • Onay Arayıcılık Şeması: Değerli hissedebilmek için başkalarının beğenisini ve takdirini arayabilir.
  • Terk Edilme Şeması: Partnerini kaybetmemek için aşırı fedakârlık yapabilir.
  • Kusurluluk Şeması: Kendisini yeterince değerli görmediği için ilişkide daha fazla çaba göstermesi gerektiğine inanabilir.

Bu şemalar bilinçli olarak seçilmez. Çoğu zaman çocuklukta gelişen ilişki örüntülerinin yetişkinlikte devam etmesiyle ortaya çıkar.

EMDR Terapisi Bu Döngüyü Nasıl Değerlendirir?

EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) Terapisi, kişinin bugünkü davranışlarını etkileyen geçmiş yaşam deneyimlerinin işlenmesine odaklanan bilimsel temelli psikoterapi yöntemlerinden biridir.

Bazı kişiler neden sürekli fedakârlık yaptıklarını mantıksal olarak bilirler. "Hayır demem gerektiğini biliyorum." veya "Kendimi ikinci plana atmamalıyım." diyebilirler. Ancak bunu davranışa dökmekte zorlanırlar.

Bunun nedeni, geçmişte yaşanan deneyimlerin yalnızca düşünce düzeyinde değil, duygusal hafızada da etkisini sürdürebilmesidir.

Örneğin çocukluk döneminde ihtiyaçlarını dile getirdiğinde eleştirilen veya reddedilen bir kişi, yetişkinlikte de kendi isteklerini ifade ederken yoğun suçluluk hissedebilir. EMDR yaklaşımında bu geçmiş deneyimlerin bugünkü ilişki dinamikleri üzerindeki etkisi ele alınabilir.

EMDR'nin amacı geçmişi silmek değildir. Amaç; geçmişte yaşanan olumsuz deneyimlerin bugünkü yaşam üzerindeki etkisini azaltmak ve kişinin daha işlevsel düşünce ve davranışlar geliştirmesine yardımcı olmaktır.

Aşırı Fedakârlığın İlişkiye Zararları Nelerdir?

Birçok kişi, fazla fedakârlık yapmanın ilişkiyi güçlendireceğini düşünür. Oysa sürekli tek taraflı özveri zamanla hem ilişkiyi hem de kişinin ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir.

Uzun süre devam eden aşırı fedakârlık şu sonuçlara yol açabilir:

  • Duygusal tükenmişlik.
  • Yoğun kırgınlık ve öfke birikmesi.
  • Kendi kimliğini ihmal etmek.
  • Öz saygının azalması.
  • İlişkide dengesizlik oluşması.
  • Karşı tarafın sürekli almaya alışması.
  • İhtiyaçların görünmez hâle gelmesi.
  • Pasif-agresif davranışların gelişmesi.
  • İlişkiden alınan doyumun azalması.

İlginç olan nokta şudur ki; kişi ilişkiyi korumak için fedakârlık yaparken, zamanla ilişki içindeki eşitlik bozulabilir. Böylece kişi hem kendisini değersiz hisseder hem de anlaşılmadığını düşünebilir.

Neden "Hayır" Demek Bu Kadar Zor Geliyor?

Hayır diyebilmek yalnızca iletişim becerisi değildir; çoğu zaman öz değer algısıyla da ilişkilidir.

Bazı insanlar "Hayır." dediklerinde şu düşünceleri yaşayabilir:

  • "Beni bencil sanacak."
  • "Beni artık sevmez."
  • "Üzülür."
  • "Beni terk eder."
  • "Kötü biri olurum."

Bu düşünceler kişinin her isteğe evet demesine neden olabilir. Ancak uzun vadede sürekli evet demek hem kişinin kendisine hem de ilişkisine zarar verebilir.

Sağlıklı Fedakârlık ile Sağlıksız Fedakârlık Arasındaki Fark

Sağlıklı Fedakârlık Sağlıksız Fedakârlık
Karşılıklıdır. Genellikle tek taraflıdır.
Kişi kendi ihtiyaçlarını da önemser. Kendi ihtiyaçlarını sürekli erteler.
Suçluluk duymadan sınır koyabilir. Hayır dediğinde yoğun suçluluk hisseder.
İlişkiyi güçlendirir. Zamanla tükenmişlik oluşturabilir.
Seçimdir. Zorunluluk gibi hissedilir.

Partneriniz Sürekli Sizden Fedakârlık Bekliyorsa...

Sağlıklı bir ilişkide iki tarafın da ihtiyaçları önemlidir. Eğer partneriniz sürekli sizin fedakârlık yapmanızı bekliyor, sınırlarınızı görmezden geliyor veya çabanızı doğal kabul ediyorsa ilişkinin dengesi bozulabilir.

Şu soruları kendinize sormanız faydalı olabilir:

  • Ben de aynı desteği görüyor muyum?
  • Yalnızca ben mi çaba gösteriyorum?
  • Hayır dediğimde anlayışla karşılanıyor muyum?
  • Bu ilişkide kendim olabiliyor muyum?
  • Mutlu olmak için sürekli kendimden vazgeçiyor muyum?

Bu sorular ilişkinizin daha dengeli olup olmadığını değerlendirmenize yardımcı olabilir.

İlişkide Aşırı Fedakârlığı Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?

Aşırı fedakârlık bir anda ortaya çıkan bir davranış değildir. Genellikle yıllar içinde öğrenilmiş, kişinin kendisini ve ilişkilerini koruma yöntemi hâline gelmiş bir örüntüdür. Bu nedenle değişim de zaman ve farkındalık gerektirir.

Amaç fedakâr olmaktan vazgeçmek değildir. Amaç; başkalarına değer verirken kendinizi de değerli görmeyi öğrenmektir. Sağlıklı ilişkilerde sevgi, kişinin kendisini yok etmesiyle değil, iki tarafın da varlığını koruyabilmesiyle güçlenir.

1. Kendi İhtiyaçlarınızı Fark Etmeye Başlayın

Aşırı fedakârlık yapan kişiler çoğu zaman karşı tarafın ne hissettiğini, neye ihtiyacı olduğunu veya ne istediğini çok hızlı fark ederler. Ancak kendi ihtiyaçlarını anlamakta zorlanabilirler.

Kendinize şu soruları sormayı deneyebilirsiniz:

  • Ben şu anda gerçekten neye ihtiyaç duyuyorum?
  • Bunu istiyor muyum, yoksa yapmak zorunda mı hissediyorum?
  • Bu davranışı sevdiğim için mi yapıyorum, yoksa kaybetme korkusuyla mı?
  • Kendi sınırlarımı ihlal ediyor muyum?

Kendi ihtiyaçlarını fark etmek bencillik değildir. Aksine sağlıklı bir ilişkinin temelidir.

2. Suçluluk Hissetmeden Sınır Koymayı Öğrenin

Aşırı fedakâr kişiler için en zor konulardan biri sınır koymaktır. Çünkü geçmiş deneyimler nedeniyle sınır koymak bazen "karşı tarafı üzmek" veya "sevilmemek" ile eşleştirilebilir.

Oysa sağlıklı sınırlar ilişkinin önündeki engel değil, ilişkinin güvenli alanıdır.

Örneğin:

  • "Bugün buna enerjim yok, başka bir zaman yardımcı olabilirim."
  • "Bu konuda farklı düşünüyorum."
  • "Bunu yapmak istemiyorum."
  • "Benim için de önemli olan şeyler var."

gibi ifadeler kişinin kendi alanını korumasına yardımcı olur.

3. Sevilmek İçin Sürekli Vermek Zorunda Olmadığınızı Fark Edin

Aşırı fedakârlığın altında bazen şu temel düşünce bulunabilir:

"Ben ancak bir şeyler yaptığım sürece değerliyim."

Bu inanç, kişinin kendisini olduğu hâliyle kabul etmekte zorlanmasına neden olabilir. Sürekli yardımcı olmak, sorun çözmek veya karşı tarafın ihtiyaçlarını karşılamak kişinin değerini belirleyen tek şey değildir.

Sağlıklı ilişkilerde insanlar yalnızca yaptıkları şeyler için değil, oldukları kişi için de sevilirler.

4. İlişkide Karşılıklılığı Değerlendirin

Bir ilişkinin sağlıklı olabilmesi için yalnızca sevgi değil, karşılıklılık da gerekir.

Kendinize şu soruları sorabilirsiniz:

  • Ben onun ihtiyaçlarını düşündüğüm kadar o da benim ihtiyaçlarımı düşünüyor mu?
  • Zor zamanlarımda yanımda oluyor mu?
  • Benim duygularımı anlamaya çalışıyor mu?
  • İlişkinin sorumluluğu ikimize mi ait?

Eğer cevaplar sürekli olumsuzsa, sorun yalnızca sizin fedakârlığınız olmayabilir. İlişkinin genel dengesi de değerlendirilmelidir.

5. Kendi Hayat Alanınızı Koruyun

Aşırı fedakârlık yapan kişiler zamanla kendi hayatlarını geri plana atabilirler. Arkadaşlıklar, hobiler, kariyer hedefleri veya kişisel ihtiyaçlar ilişki uğruna ihmal edilebilir.

Oysa sağlıklı bir ilişkide iki kişi birbirinin hayatını tamamlar; birbirinin yerine geçmez.

Kendi ilgi alanlarınızı sürdürmek:

  • Öz güveninizi artırır.
  • Bağımlı ilişki döngülerini azaltır.
  • Kendi kimliğinizi korumanızı sağlar.
  • İlişkiye daha sağlıklı bir şekilde katkı sunmanıza yardımcı olur.

Aşırı Fedakârlık ve Öz Değer İlişkisi

Kişinin kendisine verdiği değer, ilişkilerdeki davranışlarını büyük ölçüde etkiler. Kendini yeterince değerli hissetmeyen kişiler bazen sevgiyi kazanılması gereken bir şey gibi görebilirler.

Bu durumda kişi:

  • Daha fazla verirsem sevilirim.
  • Daha anlayışlı olursam bırakılmazım.
  • Daha az sorun çıkarırsam ilişki devam eder.

gibi düşüncelere kapılabilir.

Ancak sağlıklı sevgi, kişinin kendisini sürekli kanıtlamasını gerektirmez. İlişki içinde değer görmek için kendinizden vazgeçmeniz gerekmez.

Terapide Aşırı Fedakârlık Nasıl Ele Alınır?

Psikoterapi sürecinde amaç yalnızca "daha az fedakâr olmak" değildir. Asıl amaç, kişinin bu davranışın altında yatan duygusal ihtiyaçları anlamasıdır.

Terapi sürecinde şu konular ele alınabilir:

  • Çocukluk dönemindeki ilişki deneyimleri
  • Bağlanma biçimleri
  • Öz değer algısı
  • Sınır koyma güçlükleri
  • Terk edilme veya reddedilme korkuları
  • Geçmiş travmatik yaşantılar
  • Tekrarlayan ilişki döngüleri

EMDR, Şema Terapi, Bilişsel Davranışçı Terapi ve bağlanma odaklı terapi yaklaşımları, kişinin ihtiyaçlarına göre bu süreçte kullanılabilecek yöntemler arasında yer alabilir.

Sık Sorulan Sorular

İlişkide fedakâr olmak yanlış mıdır?

Hayır. Sevdiğiniz biri için çaba göstermek ve destek olmak sağlıklı bir davranıştır. Sorun, fedakârlığın sürekli tek taraflı hâle gelmesi ve kişinin kendi ihtiyaçlarını tamamen yok saymasıdır.

Aşırı fedakârlık yapan kişiler neden hayır diyemez?

Bunun altında çoğu zaman reddedilme korkusu, suçluluk duygusu, onay ihtiyacı veya çocuklukta öğrenilmiş ilişki kalıpları bulunabilir.

Çok fedakâr olmak ilişkiyi kurtarır mı?

Her zaman değil. Bir ilişki yalnızca bir kişinin çabasıyla sağlıklı hâle gelemez. Uzun vadeli ilişkiler karşılıklı emek, saygı ve sorumluluk gerektirir.

Kendimi düşünürsem bencil olur muyum?

Hayır. Kendi ihtiyaçlarını önemsemek bencillik değildir. Sağlıklı öz bakım, kişinin hem kendisine hem de ilişkisine daha dengeli katkı sunmasını sağlar.

Aşırı fedakârlık değişebilir mi?

Evet. Kişi bu davranışın nedenlerini fark ederek, sınır koyma becerilerini geliştirerek ve gerektiğinde psikolojik destek alarak daha dengeli ilişki biçimleri geliştirebilir.

Sonuç: Sevgi Kendinden Vazgeçmek Değildir

İlişkide aşırı fedakârlık çoğu zaman sevgiyle karıştırılan ancak kişinin zaman içinde kendisini ihmal etmesine neden olabilen bir davranış biçimidir. Birini sevmek, onun ihtiyaçlarını önemsemek ve destek olmak elbette sağlıklı bir ilişkinin önemli parçalarıdır. Ancak sevgi, kişinin kendi ihtiyaçlarını tamamen yok sayması veya değerini yalnızca başkalarına verdikleriyle ölçmesi anlamına gelmez.

Sürekli veren, sürekli anlayış gösteren ve sürekli karşı tarafı düşünen kişiler zaman içinde kendi duygularından uzaklaşabilirler. Başlangıçta "İlişkimi koruyorum." düşüncesiyle yapılan fedakârlıklar, uzun vadede kişinin kendisini yalnız, yorgun ve değersiz hissetmesine neden olabilir.

Sağlıklı bir ilişkide iki taraf da önemlidir. Bir kişinin mutluluğu için diğer kişinin sürekli mutsuz olması, dengeli bir ilişki oluşturmaz. Sevgi; kendini kaybetmek değil, kendin olarak bir başkasıyla bağ kurabilmektir.

Eğer sürekli olarak:

  • Kendi ihtiyaçlarınızı geri plana atıyorsanız,
  • Hayır dediğinizde suçluluk hissediyorsanız,
  • Sevilmek için çok fazla çaba göstermeniz gerektiğine inanıyorsanız,
  • İlişkiyi kaybetmemek için kendinizden vazgeçiyorsanız,
  • Sürekli veren ama yeterince görülmeyen taraf olduğunuzu düşünüyorsanız,

bu durum üzerinde düşünmek ve ilişkinizdeki dengeyi değerlendirmek önemli olabilir.

Aşırı fedakârlık çoğu zaman kişinin sevgi ihtiyacından, kabul edilme arzusundan veya geçmişte öğrendiği ilişki kalıplarından beslenebilir. Bu nedenle değişim yalnızca davranışı değiştirmekle değil, bu davranışın altında yatan duygusal nedenleri anlamakla başlar.

Kendinize değer vermeyi öğrenmek, sınırlar koyabilmek ve kendi ihtiyaçlarınızı fark etmek; bencil olmak değil, sağlıklı bir ilişki kurabilmenin temelidir.

Unutulmamalıdır ki gerçek sevgi, bir kişinin kendisini yok etmesiyle değil; iki kişinin de varlığını koruyarak birbirine alan açmasıyla güçlenir. Sağlıklı bir ilişkide amaç birinin diğerine tamamen uyum sağlaması değil, iki kişinin de kendisi olarak birlikte büyüyebilmesidir.

İlişkilerde Kendinizi Kaybetmemek İçin Hatırlamanız Gerekenler

  • Sevilmek için sürekli bir şey yapmak zorunda değilsiniz.
  • İhtiyaçlarınız en az karşınızdaki kişinin ihtiyaçları kadar önemlidir.
  • Sınır koymak sevgisizlik değildir.
  • Bir ilişkiyi tek başınıza taşımanız gerekmez.
  • Hayır demek kötü biri olduğunuz anlamına gelmez.
  • Kendi mutluluğunuzdan vazgeçmek sağlıklı bir sevgi göstergesi değildir.
  • Değeriniz, başkalarına ne kadar verdiğinizle ölçülmez.

İlişkilerde gerçek yakınlık; kendinizi feda ederek değil, kendinizi tanıyarak ve olduğunuz hâlinizle bağ kurarak oluşur.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalıdır?

Aşırı fedakârlık hayatınızın birçok alanında tekrar eden bir döngü hâline geldiyse, ilişkilerinizde sürekli aynı sorunları yaşıyorsanız veya kendi ihtiyaçlarınızı ifade etmek sizin için yoğun kaygı oluşturuyorsa psikolojik destek almak faydalı olabilir.

Özellikle aşağıdaki durumlarda bir uzmandan destek almak düşünülebilir:

  • İlişkilerde sürekli tükenen taraf olduğunuzu hissediyorsanız.
  • Kendinizi ifade etmekte zorlanıyorsanız.
  • Yalnız kalma veya terk edilme korkusu yoğun yaşanıyorsa.
  • Sürekli suçluluk hissediyorsanız.
  • Geçmiş ilişkilerinizde benzer döngüler tekrar ediyorsa.
  • Kendi değerinizi yalnızca başkalarının onayına bağlı hissediyorsanız.

Psikoterapi sürecinde kişinin ilişki kurma biçimi, geçmiş deneyimleri, bağlanma örüntüleri ve kendisiyle ilgili geliştirdiği inançlar ele alınarak daha sağlıklı ilişki modelleri oluşturmasına destek olunabilir.

Genel Değerlendirme

İlişkide aşırı fedakârlık çoğu zaman "çok sevmek" ile açıklansa da altında bazen kaybetme korkusu, kabul edilme ihtiyacı veya geçmişten gelen öğrenilmiş davranışlar bulunabilir.

Sağlıklı sevgi; kendinden vazgeçmek değil, hem kendine hem de karşındaki kişiye değer verebilmektir. Bir ilişkide gerçekten var olabilmek için önce kendi ihtiyaçlarınızı, duygularınızı ve sınırlarınızı fark etmeniz gerekir.

Çünkü sürdürülebilir ve güvenli bir ilişki, bir kişinin sürekli vermesiyle değil; iki kişinin birbirini görmesi, anlaması ve desteklemesiyle mümkündür.